İnsanın bir şeyler yaratabilmesi için hep kafasındakileri temizlemesi gerektiğine inanırım. Geçen hafta içinde Çağdaş bana sordu: Hiç kötü söz sarfetmesem, hep iyi ve olumlu şeyler konuşsam acaba isteklerime ulaşabilir miyim? Ben “olabilir, ama hemen bir hafta içinde değişim bekleme” dedim. Hep olumlu düşünmek ve konuşmak gerçekten insanın içini boşaltıyor. Son zamanlarda kötü düşüncelerimin yerine bilerek iyileri koyduğumda, aklıma çok güzel fikirler geldiğini keşfettim.
Bu konuşmadan hemen sonra takip ettiğim bloglardan birinde Çağdaş’ın sorusuna birebir yanıt olacak bir yazı yayınlandı. Ben de üşenmedim o yazıyı türkçeye çevirdim. Yazarı ve orjinal yazının olduğu linki aşağıda bulabilirsiniz.
——————– Tina Su’nun yazısı başlangıç ———————————-
Blog: Think Simple Now
Yazar: Tina Su
Yazının orjinali de şurada: How to quiet your life
Hayatınızı nasıl sakinleştirirsiniz?
Derin bir iç temizlik için 4 basit kural
İçimizde meydana gelen dağınıklığı temizlemenin bir yolu da zihin bahçemizi kontrol altında tutmaktır. İç dünyamıza nelerin girebileceğine dair bir bilinçlilik yaratmaya kendi kelimelerimizle, düşüncelerimizle ve niyetlerimizde başlamak. Farkında olmayabilirsiniz ama dedikodu yapmak, diğer insanlar hakkında kötü konuşmak, insanları yargılamak, hatalarını bulmak için çok fazla enerji harcıyoruz ve kıskançlık, suçluluk veya korku gibi negatif duygularla yaşarken ve gerçekte ne hissettiğimiz hakkında bahaneler üretirken kendimizi tüketiyoruz.
Bütün bunların bu şekilde açıklanmasının gerçekten kötü ve abartılı geldiğini biliyorum. Fakat kendimizi, düşüncelerimizi ve kelimelerimizi dürüstçe gözlemlediğimizde, her gün belli zamanlarda bu şeylerin bir kaçını, bilerek veya bilmeyerek, yaptığımızı görebiliriz.
Kimseyi parmakla işaret etmiyorum, sadece kendi adıma konuşabilirim ve bunun doğru olduğunu teyid edebilirim. Bazen “şiddet” bilinçli olarak gerçekleşiyor; bir restoranda garson hakkında olumsuz bir yargıda bulunmak veya telefondaki müşteri hizmetleri görevlisine kızmak ve kötü sözler sarf etmek veya hayır demek yerine bir bahane bulup küçük bir yalan söylemek gibi.
Aklımızdan bu düşünceleri geçirmenin veya bu kelimeleri söylemenin bizi kötü insanlar yaptığından değil. Sadece bu şeyler iç dünyamızda gereksiz dağınıklıklar olarak yer alıyor ve iç durumumuzun iyiliğine hiç bir katkıları yok.
Aşağıdaki basit fakat inanılmaz etkili tekniği, ruhsal bir danışman ve Paramahamsa Nithyananda (Swamiji)’nın doğrudan havarisi olan Swami Nithya Bhaktananda‘dan öğrenmiştim.
İç temizliğiniz için şu dört kuralı izleyin:
1. Kastettiğinizi söyleyin, söylediğinizi kastedin
2. Herkese söyleyemeyecekseniz kimseye söylemeyin.
3. Dışınızdan söyleyemeyecekseniz içinizden de söylemeyin
4. Doğru, faydalı veya nazik bir şey söylemedikçe hiç bir şey söylemeyin.
Tüm kuralları detaylı olarak açıklayacağım:
1. Kastettiğinizi söyleyin, söylediğinizi kastedin
Bölüm A: Kastettiğinizi söyleyin
Hiç kendinizi potansiyel rahatsızlık verici bir durumdan kurtarmak için bahaneler üretirken buldunuz mu?
Örneğin, arkadaşınız sizi sosyal bir aktiviteye çağırıyor. Gitmek istemiyorsunuz, ama “Yetişemem” veya “İşim var” diye bir bahane uyduruyorsunuz, muhtemelen bir şeyden, birinden veya bir aktiviteden sessizce kurtulmak amacındasınız.
Başka bir örnek: birisi sizden yapmak istemediğiniz bir iyilik istiyor, ancak siz bu isteği geri çevirirken suçluluk duyduğunuz için ya o kişiyle karşılaşmamaya çalışıyorsunuz (e-maillerine ve telefonlarına cevap vermiyorsunuz) ya da gerçekte doğru olmayan bir bahane üretiyorsunuz (Şehir dışındayım gibi. )
Bahanenizde söylediğiniz gibi bir şeyi yapamayacağınızdan değil. Gerçekte bir şey yapmamayı seçiyorsunuz ve bir bahane yaratmak veya ondan kaçmak içinizde bir karışma başlatıyor ve bu durumun sürdürülmesi de bir enerji harcatıyor. Sakinlik ve huzur yerine şimdi bu küçük ve geçmesi zaman alan “yalan”a tutunuyorsunuz ve onu düşünüyorsunuz.
Bir şey söylemek üzere olduğunuzda, tamamen doğruyu söyleyeceğinize veya gerçekten ne demek istediğinize dair bilinçli bir karar verin. Mutlak doğrunun kaba veya incitici olmasına gerek yok, bunu şevkatli ve inandırıcı fakat kesin bir şekilde de yapabilirsiniz. Söylediğinizi sahiplendiğiniz zaman, duyduklarından hoşlanmasalar da kimse karşı çıkamaz, çünkü siz doğruyu söylüyorsunuz ve kastettiğiniz de tam olarak o.
Bölüm B: Söylediğinizi kastedin
Bazen zorunluluk gereği veya alışkanlıktan yapmaya niyetimiz olmayan veya söylemek istemediğimiz şeyler söyleriz. Örneğin telefonu kapatırken anne-babamıza veya bizim için önemli kişilere “seni seviyorum” deriz, gerçekten söylemek istediğimizden değil, daha çok alışkanlıktan. Kelimeler otomatik olarak ağzımızdan çıkar ve zamanla gerçek anlamlarını kaybetmeye başlar.
Diğer bir örnekte, “Seni ararım”, “kısa zamanda görüşelim” veya “Seni yarın arayacağım“ deriz. Ya da bir arkadaşımızdan ayrılırken söylediğimizi yapmak gibi bir niyetimiz olmamasına rağmen ona yardım teklif ederiz, bunu söyleriz çünkü kolaydır ve karşıdaki insanı iyi hissettirir.
Bu günlük yorumların zararsız olduğunu düşünebiliriz ama içerlerde bir yerde doğru olmadığını biliriz. Bunlar giderek içselleştirdiğimiz küçük yalanlar haline gelir ve zaman içinde sizi bu andan uzaklaştıran vicdan azabı olurlar.
Söylediğiniz herşeyi gerçekten kastedeceğinize ve yapamayacağınız, yapmayacağınız boş sözler vermeyeceğinize dair kendinize söz verin.
2. Herkese söyleyemeyecekseniz kimseye söylemeyin.
Kabul etsek de etmesek de bir çoğumuz (ben dahil) dedikodudan hoşlanıyoruz. Ayrıca başkalarının hatalarını görmekte ve sonra bunlar hakkında dostlarımızla konuşmakta oldukça hızlıyız. Veya bir başkasının talihsizliğini görüp hemen birisine söylemek isteriz.
Eminim siz de kendi hayatınızdan bu tip bir çok örnek bulabilirsiniz. Fakat yazının gidişatına uygun bir örnek vermek gerekirse: İşyerinde Jenny duygusal bir nöbet geçirdi ve bir çalışana bağırdı. Eve gittiğimizde hemen eşimize bu dramı anlattık.
Başka bir örnek: Pat işinden çıkartıldı, bunu duyduğumuzda en iyi arkadaşımız Jane’e anlatmak için telefon ettik veya mesaj çektik, hatta sevmediğimiz biri olduğu için Pat ile dalga geçtik.
İki örnekte de aynı şeyleri herkese, özellikle Jenny ve Pat’a tekrarlayamayız. Ve bu şeyleri söylerken ve söyledikten sonra iç dünyamızı gerçek bir şekilde incelersek, midemizin pek iyi olmadığını hissederiz.
Böyle bir sohbeti bilinçli olarak gözlemlersek, ruhumuzu besleyen hiç bir şey yapmadığımızı öğrenebiliriz. Tüm yaptığımız dramı yaymak ve negatif enerji yaymak ve içi dünyamızı kirleten bir içi çatışma yaratmak oldu.
Herkese ve bütün dünyaya açıklayamayacağınız şeyleri bir kişiye de söylemeyeceğiniz konusunda kendinize söz verin. Dramın ve kötü enerjinin yayılmasını durdurmak için söz verin.
3. Dışınızdan söyleyemeyecekseniz içinizden de söylemeyin.
Çoğumuz kendimizi çok fazla eleştiririz. Aklımızın mahremiyetinden dolayı kendimize ne söylediğimizi dünyaya söylemeyeceğimiz için olumsuz kişisel konuşmalardan, düşük kendine güvenden ve endişelerden sadece kendimizin etkilendiğini sanırız.
Bir şey mükemmel gitmeyince ilk kendimizi suçlarız, yanlışlarımızı, neyi mükemmel yapmadığımızı, neyi gözden kaçırdığımızı eleştiririz.
Hepimizin iç konuşması vardır, ama problem iç konuşmalarımıza inanmaya başladığımızda çıkar ve kendimiz hakkında yanlış inançlar doğar. Bu yanlış inançlar, onları unutmadığımız sürece ruhumuz ve sağlığımız için zararlıdır.
Bir dahaki sefere kafanızın içindeki ses “Ben aptalım” veya “Yeterince iyi değilim” veya “Başarısızım” veya diğer kendi kendini baltalayıcı düşünceleri dile getirirse, bunun kendiniz olmadığını bilin. Sesli olarak “Bu ben değilim! Bu doğru değil!” deyin ve hatta bu düşünceye aşağıdakini söyleyin,
“Bugünden sonra seni gönderiyorum, çünkü artık sen bana hizmet etmiyorsun. Seni ifşa ediyorum, çünkü gerçek değilsin! Bugünden itibaren kendimi senden kurtarıyorum”.
İç temizliğinin üçüncü temel önermesi şudur: insanlara (herhangi birine) yüksek sesle söyleyemeyeceğiniz herhangi bir düşünceyi kafanızın içinde tutmaya uğraşmayın. İç dünyanızı temiz tutun.
4. Doğru, faydalı ve nazik bir şey söylemedikçe hiç bir şey söylemeyin.
Bazı insanların öyle çok iç konuşması vardır ki bunlar dışarı gereksiz konuşmalar olarak taşar.
Otobüslerde konuşan veya su sebilinin yanında küçük sohbetler yapan insanları gözlemleyin. Söyledikleri faydalı ve gerçekten ilginç şeyleri gözlemler ve sayarsanız, sayı oldukça düşük çıkacaktır.
Bu sadece insanın çevresindekilerin dikkatini dağıtmaz, aynı zamanda bu kişi konuşması sırasında çok fazla miktarda enerji harcar. Gelişigüzel bir şey hakkında uzun süre konuştuğunuz son seferi hatırlayın, sonrasında ne kadar tükenmiş hissetmiştiniz. Artı ne kadar çok gereksiz şey söylersek, kafamıza o kadar gereksiz şey sokmuş oluruz.
Eğer sizi tarif ettiysem, cesaretiniz kırılmasın. Ben de bunu yapmıştım ve daha sessiz olmanın mümkün olduğuna dair bahse girebilirim.
Bazı insanlar hiç konuşmadıkları veya okumadıkları veya bilgisayar kullanmadıkları izin günleri alıyor. Böyle bir günün sonunda içlerinde fokurdayan muazzam bir huzur, boşluk ve enerji hissiyle doluyorlar.
Ne söylediğiniz hakkında bilinçli olun ve sadece aşağıdaklerden herhangi biri doğru olduğunda konuşun:
Söylediklerim…
- Kendime doğru geliyor mu? Kalbimden gelen özgün bir açıklama mı?
- Birisi veya bir durum için faydalı ya da yardımcı mı?
- Kibar ve şevkatli mi? İltifat veya yardım teklifi gibi bir şey mi?
Son kelimeler
Bu yazı birinin bana bir kaç ay önce verdiği 4 basit cümleden doğdu. Kendi hayatımda denedikten sonra şu sonuca vardım ki bu 4 satırlık rehberliği 21 gün denerseniz gürültüden sakinliğe, kaostan berraklığa doğru güzel bir iç değişim geçireceksiniz.
Önce zor gelebilir ama sürekli ve bilinçli olarak 3 gün uyguladıktan sonra çok daha kolay gelecek. Sonra 7 güne ve 21 güne çıkartın. Kuralları atlarsanız da lütfen kendinize kızmayın, olabilir, unutun.
Bir süre sonra iç dünyanız değiştikçe dış dünyanızın da nasıl değiştiğini gözlemleyin. Lütfen buraya geri gelin ve bizimle paylaşın.
—————– Tina Su’nun yazısı son ——————————
Bence uygulamaya değer bir egzersiz. Kaybedecek bir şey yok. Yeni bir şeyler yaratmak için önce huzursuzluğu bitirmek gerekiyor.
Sizde bu dört cümleyi Tina’nın yaptığı gibi alt alta yazıp cüzdanınızda taşıyabilir ya da çalışma masanıza koyabilirsiniz. Ben işyerimdeki ekrana yapıştırdım. Yanıma konuşmak için biri geldiğinde hemen gözümü bu cümlelerin üzerinde gezdiriyorum.
Girildi: Zen - Sadeliğin gücü | Etiketlendi: Hayat Tasarımı, iç dünya, iç huzur, kaos, olumlu düşünmek, sakinlik, yaratmak | » yorum bırak;